Umre Nedir ?
 
 
Umre, ziyaret manasına gelen "i'timar" kelimesinden türemiştir. Belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihram giyerek Kâbe’yi tavaf etmek, Safa ile Merve arasında sa’y yapmak ve traş olup ihramdan çıkmak” olarak tarif edilir. 
Alimler umre'nin meşru olduğuna icma etmişlerdir.
İbn Abbas'dan rivayet olunduğuna göre; Efendimiz Aleyhisselam "Ramazan'da umre yapmanın sevabı, nafile hacc sevabına denktir." buyurmuştur. (Ahmed ve İbn Mace)

Ebu Hanife (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Nebi Aleyhisselam şöyle buyurmuştu:
"Yapılan bir umre diğer bir umreye kadar aradaki günahlara kefarettir. Hacc-ı mebrur'un mükafatı cennetten başkası değildir. Buhari, Müslim ve Ahmed "Hac dan sonra Umre yapın" hadisi de umre nin meşruluğuna delildir. Umre hacca nisbetle daha kolaydır. Umre ibadeti iki üç saat içinde bitirilebilir. Hacda ise günler süren bir ibadet yoğunluğu yaşanır. Daha meşakkatlidir.

Umre'nin Anlamı:

Istılahta ise; belirli zaman içinde, imkânı olan müminlerin haremi şerifte (Kabe, Arafat, Müzdelife, Mina vs.) şart ve usulüne uygun olarak yerine getirilen ibadetin adıdır. Umre, kefen misali bembeyaz giysiler içinde mahşeri hatırlatan, ırkları, renkleri ne olursa olsun, nereden ve nasıl gelirlerse gelsinler, zengin veya fakir, Acem veya Arap, bütün sınıfları yok eden, Müslümanları bir arada kardeş yapan olayın adıdır. Umre ve Hac, kelimenin tam anlamıyla İslam’ın kendisidir. Umre ve Hac, Kur’andır, insanlara imamdır. Öyle görülüyor ki Allah, bir insana anlatacağı şeylerin hepsini birden Umre ve Hac’de toplamıştır. Umre ve Hac, genel olarak insanın Allah’a doğru seferidir. Umre ve Hac, beşeriyetin yaratılış ve bitiş felsefesinin sembolik bir göstergesidir. Umre ve Hac, İslam’ın insanlar arsında oluşturmak istediği toplum modelidir. Umre ve Hac, ucu kaçmış ip yumağı gibi, kişinin de kendi ipini bulmasının adıdır. Umre ve Hac, ezelde verilen sözlerin (الست بربكم ؟ قالوا : بلى ) yenilendiği hadisenin adıdır. Umre ve Hac, Müslümanların üniversitesidir. Umre ve Hac, insan hayatını hacdan önce ve Umre ve Hacdan sonra diye ayıracak kadar önemli bir olayın adıdır. Umre ve Hac, manası umman, kapsamı uçsuz, sonsuz bir olayın adıdır. 

Umre'nin  Hükmü:

Umrenin farz oluşu hususunda alimler, ihtilafa düşmüşlerdir. İmam Şafii ve İmam Ahmed’e göre umre, hac gibi ömürde bir sefer farzdır. Buna delil olarak da, Kur’an’da "Haccı ve Umreyi Allah için tamamlayın." Emir şeklinde gelmiş olmasıdır demişlerdir. İmam-ı Şafi (r.a.) indinde ise farzdır. Zira onun için Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Umre bir farizadır. Tıpkı Hac farizası gibi" Hadis-i Şerifi vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in: "Umre, ikinci bir umreye kadar yapılan günahların keffaretidir. Hacc-ı Mebrur'un ise cennetten başka karşılığı yoktur" buyurduğu bilinmektedir.
İmam Ebu Hanife ve İmam Malik’e göre ise, umre yapmak sünnettir. Bu görüş tercihe şayandır. Ancak Hanefi fûkahası; mali kudreti ve sıhhati müsait olan müminlere umre vacip noktasında ihtilâf etmişlerdir. Bu ihtilafın sebebi rivayet edilen çeşitli umre hadislerine dayanmaktadır. İbn-i Abidin umrenin vacip olduğunu tashih ederken, Bazıları umre mutlak olarak "Sünnet müekkettir" adını vermişlerdi. Ekseri ulemaya göre anlaşılan sünnet-i müekket olduğudur. İmam-ı Muhammed (r.a.) göre umrenin sünnet olduğunu nassan ifade etmiştir. Bu da sünnet olduğunu icabeder; biz de buna kail olduk demiştir hükmünü beyan etmektedir. Ekseri ulama Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in: "Hacc bir farizadır. Umre ise bir tetavvûdur" Hadis-i Şerifini esas alırlar.
Sahabe-i Kiram "Umre" için "Küçük Hac" demiştir. İbn-i Abbas'tan rivayet edilen şu hadisle istidlâl etmiştir: "Ramazanda bir umre yapmak, bir hacca bedeldir" 

Müslim'in bir tarıkinde: "Bir Hac iktiza eder veya benimle bir Hac yapmış gibidir" denilmiştir. 

Bir hadis-i şerifte: "Haccı ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi körüğün; demir altın ve gümüşün pasını yok ettiği gibi fakirliği ve günahları yok eder." Hadisi şerifte öncelikle haccın ifa edilmesini ve ondan hemen sonra yani peşi peşine umrenin yapılması emredilmiştir.

Tekrar Umre Yapmak:

Hacca veya umreye gidenler birden fazla umre yapabilirler. Ancak bazıları gece gündüz demeden onlarca defa umre yapmaktadırlar, bu konuda biraz aşırı gitmektedirler. Halbuki daha çok tavaf edilmesi tavsiye edilmiştir. Mescid’i-Harama her girişte imkan varsa namaz vakitlerinin dışında tavaf yapılması sünnettir. Ancak Hacca gelenlerin mutlaka umre yapması gerekir. Abdullah ibni ömer senede iki defa olmak üzere yıllarca umre yapmıştır. Hz. Aişe (R.A.) senede üç kere umre yapmıştır. İmamı malik ise senede bir defadan fazla umre yapmayı mekruh addettmiştir. Peygamberimizde Medineye hicretinden sonra sahabelerininde katıldığı dört umre yapmışlardır. Birincisi Hudeybiye umresi. İkincisi Hudeybiyeden bir sonraki sene yapmaya karar verdikleri kaza umresi. Üçüncüsü ise Taif dönüşü Ciranede yaptığı umre. Dördüncüsüde Veda Haccında yaptığı umre dir. Hz. Aişe validemiz "Ya Rasulullah, siz hac ve umre yapmaya gidiyorsunuz. Ben ise hacc yapıyorum." Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) Abdurrahman bin Ebibekir'e Aişe'yi, Tenim'e çıkarmasını emretti. Böylece Aişe (r.a.) Zilhicce ayında hacdan sonra umreye niyetlendi.
Daha önce geçtiği gibi, umrenin en faziletli vakti Ramazan ayı dır...

Umre'nin Vakti:

İmkanı müsait olanların bir yıl içinde istedikleri kadar umre yapmalarında hiçbir mahsur yoktur. Hac aylarında ise Hac’dan evvel umre yapmaları caiz ve müstehaptır. Ancak Arefe günü ve üç teşrik günlerinde ise mekruhtur. Umrenin fazilet li vakti ise Ramazan-ı şerif ayıdır.

Umre'nin Mikatı:

Umre mikatı içerde ve dışarda Hac mikatıyla aynıdır. Dışı Hac mikatları içi ise hil bölgesidir. Yolu bu mikatlardan geçen kimsenin buradan ihrama girmesi vacibtir. Umre ya da hac niyetiyle ihrama girmek isteyen ve fakat ihramsız mikatı aşan kimseye gelince; böyle bir kimse geri döner ve mikattan ihrama girer. Geri dönmeyecek olursa kurban olmaya elverişli bir ceza kurbanı keser. Çünkü İbn Abbas radiyallahu anhuma şöyle demiştir: "Her kim nusükünden (hac ya da umre ibadetinden) bir şey unutur ya da terkederse o bir kurban kessin." demiştir. Mekke’ye hac ve umre yapmak kastı olmadan ticaret yahutta kendisi adına ya da bir başkası için herhangi bir işi yerine getirmek yahut akraba ya da başkalarını ziyaret etmek ve buna benzer maksatlarla Mekke’ye giden kimse ise hac ya da umre yapmak maksadı olmadıkça ihrama girmekle mükellef değildir. Yine Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’in Mekke’nin fethi sırasında Mekke’ye ihramsız olarak girmesi buna delil teşkil eder. O ihramlı girmeyip, başında miğfer bulunuyordu. Zira o sırada ne haccetmeyi, ne de umre yapmayı dilemişti. O Mekke’yi fethetmek ve orada şirk namına bulunan ne varsa ortadan kaldırmak istemişti.

Umre'de Adetli Kadınlar:

Adet gören kadınlar ihram namazı kılmaksızın yalnızca niyet edip telbiye duasını okuyarak ihramlanırlar. Yasaklarından sakınarak ihramlı olarak beklerler. Umre’nin açıklanan tavaf, Say ve saç kısaltma gibi vazifelerini temizlenip boy abdesti (gusül) aldıklarında yaparlar. Kadınlar üzerlerine giydikleri süs olma niteliği taşımayan sade ve mümkünse renksiz elbise ve ayakkabılarla ihrama girerler. Adet hali görenler ihram namazını kılmaksızın yalnızca niyet edip Telbiye duasını okuyarak ihramlanırlar. Ancak adetli de olsalar temizlik için yıkanmaları öğütlenir.

Umre'nin Rüknü :

Umre'nin bir rüknü vardır, o da kabeyi tavaf etmektir.

Umre'nin Vacipleri:

Umre'nin Safa ile Merve arasında sa'y etmek ve traş olmak üzere üç vacibi vardır. 

Umre'nin Şartları:

Vakit dışında, haccın şartlarının tamamı umrenin de şartlarıdır.

Umre'nin Sünnetleri:

Say’ı tamamlayıp, traş oluncaya kadar haccın sünnetleri ve edebleri, umre için de aynen geçerlidir.
Haccın ihram, tavaf, sa’y ve traş gibi ibadetlerinde, rükün, şart, vacip ve sünnet olan hükümler, umrenin menasikinde de söz konusudur.

Umre'nin Yapılışı:

Umre yapmak isteyenler, gerekli hazırlıkları yaptıktan ve iki rek’at ihram namazı kıldıktan sonra, "Allah’ım! Senin rızan için umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edip, "telbiye" söyleyerek umre için ihrama girerler. Erkeklerde "izar" ve "rida" denilen iki parça örtüye bürünürler. 

İzar:

Bele bağlanan ve belden aşağısını örten parçaya denir.

Rida:

Omuza alınan ve üstü örten parçaya denir. Bu iki örtünün beyaz, yeni ve temiz olması müstehaptır. Ayrıca azaları belli etmeyecek şekilde kalınca olmalıdır. Ayaklarına terlik giyerler.

Kadınlar:

Elbiselerini çıkartmazlar. Onlar için daima tesettüre en uygun olan, daha münasip olandır. Ancak, hanımlar yüzlerini, arada boşluk kalmayacak şekilde, yüzlerine değen bir şeyle örtmezler. Ayakkabı, çorap giyerler, eldiven giyebilirler. Mikat sınırları dışında kalanlar umre için ihrama, Mikat sınırlarında veya daha önce girerler. Harem Bölgesinde bulunanlar, Harem bölgesinin dışına çıkarak ihrama girerler. Harem Bölgesi ile Mikat sınırları arasında (Hil Bölgesinde) olanlar ise bulundukları yerden ihrama girerler (Enyakın mescidi Aişe). Umrede tavafı kudüm, Arafat ve Müzdelife vakfeleri, Şeytan taşlama ve Veda tavafı gibi görevler yoktur. Haccın ihram, tavaf, sa’y ve traş gibi menasikinde, rükün, şart, vacip ve sünnet olan hükümler, umrenin menasikinde de söz konusudur. Umre için Bu şekilde ihrama girdikten sonra Kâbe’yi usulüne göre tavaf eder. Safa ile Merve arasında sa’y yaptıktan sonra traş olup ihramdan çıkarlar. Böylece umre tamamlanmış olur.

Hurafeler:

Umre ve Hacca gidip gelince, teraziyi ve metreyi eline almayacağını söylemek. Umreci ve Hacıların ardından su dökmek. Tavafta dünyalık şeyler konuşmak. Sünnet olmadığı halde, bazı yerlerin ziyaretine özellikle önem vermek. İhram adabına riayet etmemek, avret yerlerini örtmeye özen göstermemek. Kabe'nin örtüsünden kumaş kesip ondan şifa ummak. 
Mescid-i Nebevi'ye girerken ellerini göğsünde bağlayarak girmek. Mescid-i Nebevi'deki Mihraba el sürmek. Rasulullah'ın (s.a.v.) kabrine mektup yazıp atmak. Teberrük için Mekke ve Medine'nin taşı veya toprağından almak. Mescid-i Nebevi'de -özellikle arap- kadınların yaptığı gibi ağzından "Zeğarid" denen garip uğultular ve sesler çıkarmak. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'inin herhangi bir yerini kendisinin namaz kılacağı yer olarak tahsis etmek. Müslümanların gıybetini yapmak, ırklar arasında üstünlük taslamak. Diğer Müslümanları hakir ve hor görmek. Harem'deki mermerlere sürülen kokuları alıp üzerine sürmek. Ka'be'yi Hatim'in içinden tavaf etmek. Böyle yapanın tavafı batıl olur. Arafat hududu dışında vakfe yapmak. Böyleleri eğer unutarak Müzdelife'ye gitmiş ve geri dönüp vakfe yapmamışlarsa hacları fasid olur. Mescid-i Nebevi'de her ırkın kendisine bir yeri tahsis etmesi. Halkalar halinde Arafat'ta oturup, hareketli bir şekilde zikir etmek ve burada def çalmak. Mescid-i Nebevi'nin ek kısımlarında namaz kılmaktan kaçınmak. Halbuki Mescidin tüm ekleri mescid sayılır. Mescid-i Nebevi'de insanların omuzlarına ellerine basa basa ön saflara geçmeye çalışmak. Namaz kılanların önlerinden geçmek.
 
 

 

Umre'nin Yapılışı

 

 
Umre yapmak için Beytullah’a yönelen, gözünü gönlünü Kabe’nin yanında dinlendirmek, huzura kavuşturmak, hak yolda yepyeni bir azimle dolmak isteyen muhterem umre adayı ! Yeni bir şevkle dolup taştığınız, kalplerinizi yumuşattığınız gibi ;
İHRAMA GİRMEDEN ÖNCE : 

* Gerekli vücut temizliğini yapınız. * Mümkünse güzel koku sürününüz. ( Hanımların diğer zamanlarda olduğu gibi evlerinin haricinde başkaları tarafından hissedilecek kokular sürmelerinde mahzur vardır.) * Sıhhi tedbirlerinizi alınız. * İhram yasağına uygun elbiselerinizi giyiniz. ( Erkekler giymekte oldukları bütün elbiselerini soyunur, sadece “izar” ve “rida” denilen iki parça örtüye bürünürler
İZAR   :  Bele bağlanan ve belden aşağısını örten parçaya,
RİDA : Omuza alınan ve üstü örten parçaya denir. * Bu iki örtünün beyaz, yeni ve temiz olması müstehaptır. Ayrıca azaları belli etmeyecek şekilde kalınca olmalıdır. * Ayaklarına terlik giyerler. ( Terlik bulamamışlarsa, ayakkabılarını topuklarını örtmeyecek hale getirirler.)
* KADINLAR; elbiselerini çıkartmazlar. Onlar için daima tesettüre en uygun olan, daha münasip  olandır. Ancak, hanımlar yüzlerini, arada boşluk kalmayacak şekilde, yüzlerine değen bir şeyle örtmezler. Ayakkabı, çorap giyerler, eldiven giyebilirler.
İHRAMA GİRERKEN : Bu hazırlıklardan sonra, mikat sınırında veya daha önce,  İhramın sünneti olarak – kerahet vakti değil ise – iki rekat namaz kılınız. ( Namaza başlarken : Niyet ettim Allah’ım senin rızan için ihram namazının sünnetini kılmaya diye niyet edilir ve namazın ilk rekatında Fatiha’dan sonra Kafirun suresi , ikinci rekatında Fatiha’dan sonra İhlas suresi okunur.)  Namazdan sonra umre için niyet ediniz. Bu niyet şöyle yapılır : 
“ Allah’ım senin rızan için umre eda etmek istiyorum. Onun edasını bana kolay kıl ve umremi kabul buyur. Allah rızası için umreye niyet ettim ve ihrama girdim.”  

Namaz kıldığınız yerden kalkıp sefere yönelince “Telbiye” getiriniz. Telbiye : “ Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şeriyke leke lebbeyk. İnnel hamde ven niğmete leke velmülk la şeriyke lek.” “ Allah’ım! Senin emr-i celiline her an koşmaya, her an itaata hazırım. Sana ortak yoktur. Emir ve davetine, gönülden ve sadakatle icabet ederim. Şüphesiz ki; hamd de, nimet de sana mahsustur. Mülk senindir. Senin şerikin yoktur.” 

Tavafın ilk üç şavtında “remel” yapınız. ( Remel : kısa adımlarla, hafif koşar vaziyette omuzları silkeleyerek, çalımlıca yürümektir. Hanımlar remel yapmazlar.)

·      Tavafı bitirince iki rekat tavaf namazı kılınız. Kerahet vaktinde iseniz sonraya bırakarak kamil bir vakitte eda ediniz. ( Namazın ilk rekatında Fatiha’dan sonra Kafirun Suresi, ikinci rekatında Fatiha’dan sonra İhlas Suresi okumak efdaldir. Ve namaz yer müsait ise Makam-ı İbrahim’in arkasına denk gelecek yerde kılınsa iyi olur. Aksi halde kimseye eziyet etmeden müsait bir yerde eda edilir.)
·     Sonra bol bol zemzem içiniz ve bedeninize dökünüz.
·     Safa’ya yönelirken Hacer-ül Esved’e geliniz ve istilam ederek ayrılınız. Sünnettendir. Tekbir, tehlil getiriniz hamd ediniz, salavat getiriniz.
·     Safa’ya varınız.
·     Yapacağınız say haccın sayıdır. Bu niyetle sayınızı yapınız.
·     İki yeşil direk arasında “hervele” yapınız. 
     
HERVELE : Süratlice  koşunun adıdır. Remelden farklıdır, ondan daha hızlıdır. 
     Ancak müslümanın vakarını zedeleyecek şekilde var güçle koşmamalıdır.   
     Hervele sayın her şavtının sünnetidir. Hanımlar hervele yapmazlar.
·     Say  7 şavttır.
·     Safa’dan başlayıp, Merve’de biten yürüyüş bir şavttır. Merve’den Safa’ya  dönüş ikinci şavttır. Böylece devam eden say, Safa’dan başlamış, Merve’de bitmiş olur. 
·     Başka bir deyişle say, Safa’dan  Merve’ye  4 gidiş, Merve’den Safa’ya 3 dönüş olmak üzere 7 şavttır.
·     Saydan sonra saçınızı traş edip ihramdan çıkınız.


SAÇ TIRAŞI İKİ TÜRLÜ OLUR :
·      HALK     :  Saçın tamamını dipten tıraş etmektir. Bu daha efdaldir.
·      TAKSİR : Başın üçte biri veya dörtte birinden “ ünmüle miktarı” ( parmağın üç boğumundan  en uçtakinin uzunluğunda ) kesmektir.
·     Başın bir tarafını usturaya vurup öbür yanlarını bırakmak, sadece kahkül bırakmak gibi müslümanın vakarını zedeleyici tarzdaki traşlar mekruhtur.
·     Saçlarının uzunluğu  “ ünmüle ”  miktarından  küçük olanlar  “ taksir ”  yapamaz, ” halk ”  yapmak  zorundadırlar. 
·     Hanımlar  sadece “taksir” yaparlar. “ Halk”  yapmaları  “ tahrimen mekruh ” görülmüştür.
·     Traş  olduğunuz andan itibaren, bütün ihram yasakları kalkmıştır. 
·     Umreniz tamamlanmıştır.
·     Mekke-i Mükerreme’de durduğunuz sürece, hükmen bir Mekkeli gibi davranır, nafile tavaf yapar, ibadet ve dua edersiniz.
·     Mekkelilerin umre için mikatı olan,Mekke haremi hudutları haricine çıkarak ihrama girip nafile umre yapabilirsiniz.
·     Umre için Tenim’in veya Cirane’nin mikat yeri olarak seçilmesi daha efdaldir. Bunlardan birincisinde Allah Rasulü’nün emriyle Aişe validemiz, ikincisinde ise Rasulullah ( s.a.v ) kendisi ihrama girmiştir.
·     Bunlardan Tenim, Rasulullah’ın ( s.a.v ) kavli sünneti varid olduğu için Hanefilerce, Cirane de Şafiilerce, fiili sünnet varid olduğu için daha efdaldir.
·     Her iki nokta da sünneti seniyye tahakkuk ettiği için diğer yerlerden – ittifakla – daha efdaldir.
·     Efdaliyet olmamakla beraber başka “ hıll = Mekke Harem sınırı dışındaki bölgeler ” den de ihrama girilebilir. Arafat, Cidde, Hudeybiye.. gibi.
Bizi yaratan, bizi en iyi bilendir ve sonsuz merhamet sahibidir.

 
 

Umre Mikat Yerleri

Afaktan, Harem-i Şerif’e gelen müminin ihrama girmeden geçemeyeceği sınırları belirleyen mevkilerdir.
AFAK : Suudi Arabistan'ın dışındaki yerler Bunların hepsine birden “ mevakit” denir. Bu mekanlar beş adettir: 

1- ZÜLHULEYFE : Medine-i Münevvere yakınlarındadır. Mekke-i Mükerreme’ye en uzak mesafede olan mikat budur. ( 450 km.) 
2-CUHFE : Harem-i Şerif’e göre kuzey bölgesinde, Kızıldeniz sahilinde,” Rabiğ” yakınlarındadır. Rabiğ’de ihrama giren bir kimse Cuhfe’den biraz önce ihrama girmiş olur. Mekke’den uzaklığı 283 km.dir. Günümüzde, Türkiye, Avrupa ülkeleri gibi kuzey ve batı ülkelerinden Cidde’ye gelip Harem-i Şerife yönelecek uçak ve gemi ile sefer eden hacı adayları, Cuhfe hizasını geçmeden ihrama girmiş olmalıdır. Cidde şehri Mikat sınırları içindedir. 
3- KARN : Taif yakınlarında olan mikattır ki, mikatlar arasında Mekke Mükerreme’ye en yakın olanıdır. Aradaki mesafe yaklaşık 75 km.dir.
4- YELEMLEM : Güneyde, Yemen cihetinde olan mikattır. Mekke’den uzaklığı 92 km.dir. 
5- ZAT’Ü IRK : Kuzeydoğu, Irak istikametine doğru düşen mikattır. Mekke’den uzaklığı 94 km.civarındadır. Bu mevkiler, Rasulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından tesbit edilmiş noktalardır. Bunlardan ilk dördü muttefekun aleyh hadislerle sabittir. Zat’ül Irk ile alakalı hadis-i şerif de, Sahih-i Müslim ve Sünen-i Ebi Davud’da mevcuttur.
 

Umre Ziyaret Yerleri

ZİYARETLERİMİZ  (Mekke-i Mükerreme)
1. SEVR DAĞI  –SEVR MAĞARASI-
Mekke’nin güneyinde, Harem-i Şerife yaklaşık 4 km. uzaklıkta, 500 m. yükseklikte bir dağdır. Sevgili Peygamberimiz (a.s) Mekke’den Medine’ye hicret ederlerken en yakın dostu  Hz. Ebubekir  ile beraber bu dağdaki bir mağarada üç gece kaldıktan sonra  Kızıl Deniz sahil yolunu kullanarak Medine’ye varmışlardır..
Allah ( c.c.) mağarada kaldıkları süre zarfında hep onların yanında olmuş, ta diplerine kadar geldikleri halde, müşriklere onları göstermemiştir.. Bu durum Kuran-ı Kerim’de şöylece zikredilmiştir..
“ Eğer siz o elçi’ye yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kafirler, onu Mekke’den çıkardıkları zaman sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına: “ üzülme, çünkü Allah bizim ile beraberdir, diyordu. Allah onun yüreğine sükunet ve kuvvet indirmişti ve onu sizin bilmediğiniz askerlerle desteklemişti..” ( tevbe : 40)
Ziyaret esnasında, birçok  hacı ya da umrecimiz bu dağa çıkmayı arzulasa da, bizler ancak güneş’siz zamanlarda ve genç yaşta gidenlere, grup harici çıkmalarını tavsiye ediyoruz..
2.ARAFAT
Mekke’nin güney doğusuna düşer. Şehir merkezine 20 km. uzaklıkta, 11 km² alanı kapsayan düz bir ovadır. Batı  tarafında Nemire mescidi, doğusunda ise; Rahmet tepesi bulunmaktadır. Günahların tamamen affolunduğu yeryüzündeki tek mekan burasıdır. İbrahim (a.s.) burada haccın nasıl yapılacağını,  Cebrail (a.s) dan öğrenmiştir. Cennetten indikten  yaklaşık 300 yıl   sonra; Adem (a.s) Havva annemizle burada buluşmuş, “ hac ARAFAT’tır..” hadisinde beyan edilen mekan burası olmuştur. Burada beklemek; Haccın en önemli farzlarından birisidir. Hac mevsiminde  ( zilhicce’nin 9. günü ) buraya gelinir, akşam ezanına -güneş batıncaya- kadar durulur, günahlardan arındıktan, şeytan kudurtulduktan sonra, annelerimizden doğduğumuz gün kadar temiz olarak Müzdelife’ ye doğru hareket edilir.
 3.MÜZDELİFE
Arafat ile Mina arasındaki 12 km²lik alana Müzdelife denmektedir. Arafat’tan ayrılan hacıların ilk uğradığı mekan burasıdır. Akşam ve yatsı namazları burada birleştirilerek cem’i tehir usulü ile eda edilir. Sabah namazına kadar geceyi ibadet, dua – yakarış ve istirahat ile geçiren hacılar, sabah namazını müteakip Müzdelife vakfesini de eda ettikten sonra  topladıkları taşlarla Mina’ya doğru hareket ederler..
4.MİNA
Bayramın birinci günü Müzdelife’den ayrılan hacılar,  Mina’ya gelerek vacip olan şeytan taşlama eylemini gerçekleştirirler ve akabinde  seçtikleri hac nev’ine göre ya hemen ya da “ kurban kesildi ”  haberini aldıktan sonra, tıraş olarak ihramlarından çıkarlar.. Küçük – orta – büyük şeytan’lar  buradadır.  Bayramın ikinci ve üçüncü günleri de buraya gelinerek taşlama eylemi gerçekleştirilir.  Geceleri bu mekanda konaklamak sünnettir.. Burada izdihama sebep olacak bütün fiil ve hareketlerden kaçınılması elzemdir..  Şeytana pas vermeden buraları terk edebilene ne mutlu !..
 
5.AKABE ( BİAT YERİ )
Mina sınırları içinde kalan bu mekan, Sevgili Efendimiz’e ( a.s ) nübüvvet gönderildikten sonra, - hicretten önce - Medineli müslümanlarla iki kere gizlice buluşup anlaşma yaptığı( biat/söz aldığı) yerdir. Burada yapılan anlaşmalar neticesinde gönül rahatlığı ile Medine’ye hicret edilebilmiş ve dünya tarihine damgasını vuran “ümmet kardeşliği” sistemi böylece başlamıştır. Buraya gelip ilk anlaşmayı yapanlar ve onların aileleri “ ensar” namıyla anılmaya başlamışlar ve bu durum onların şimdiki torunları olan Medineliler için de etkisini sürdüren bir onur ve asalet payesi olmuştur..
6.HİRA MAĞARASI–NUR DAĞI
300 m. yüksekliğinde, kütle kayalardan oluşan, Beytullah’a 5 km. uzaklıkta olan bir dağdır. Nur’un indiği yer manasına bu ismi almıştır. Peygamberlik gelmeden  önce; yüce Nebi (a.s), özellikle - ramazan ayında -  bu dağda bulunan Hira mağarasına çıkar, uzlete çekilirdi. Alak suresi diye bildiğimiz surenin “ oku !..” diye başlayan ilk ayetleri, Sevgili Peygamberimiz ( a.s ) bu mağarada iken nazil olmuştur. Ziyaret esnasında, birçok  hacı ya da umrecimiz bu dağa çıkmayı arzulasa da, bizler ancak güneş’siz zamanlarda ve genç yaşta olanlara, sadece  grup harici oldukları zaman tavsiye ediyoruz..
 7.CENNET’ÜL MUALLA
Sevgililer Sevgilisi’nin ( a.s ) tek GÜL’ ü bu kabristanı şereflendirmektedir.  Annemiz Hz Hatice (r.a.).. Peygamber Efendimiz’in ( a.s) dedesi Abdulmuttalip, koruyucu amcası Ebu Talip, oğulları Kasım ve Abdullah da burada yatan diğer yakınlarıdır.. Ayrıca bir çok sahabe, islam büyüğü alimler ve uzaktan yakından dünyanın bir tarafından gelen kutlulanmış  Müslümanlar da burada yatmaktadırlar.. Yürüyerek gidilip ziyaret edilebilecek bir mesafede bulunan bu kabristan; Cennet’ül Baki’den  sonra derece bakımından ikinci sırada gelir..  Kapalı çarşı istikameti takip edilerek ulaşılır.. 1,5 km kadar bir uzaklığa sahiptir..
8. CİN MESCİDİ
Taif seferinden dönerken yolda istirahat edilen Nahle Vadisi’nde dinledikleri Kur’an ayetlerinden etkilenerek müslüman olan cinlerden bir grup, daha sonra Cennet’ül Mualla yakınlarındaki bu mekanda Sevgili Peygamberimizden (a.s.) vaaz dinlemişler ve bu hadisenin hatırasına buraya yapılan mescit; Cin Mescidi ismiyle anıla gelmiştir....  Cennet’ül Mualla yolu üzerindedir.. Yürüyerek ziyaret edilebilir uzaklıktadır..
9. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN (A.S) DOĞDUĞU YER
Şu anda Mekke Kütüphanesi olarak kullanılan mekan, ziyaretçilere açık değildir. Aziz Peygamberimiz ( a.s ) miladi 20 Nisan 571 yılında,( 12 Rebiulevvel- pazartesi günü) bu yapının yerinde bulunan evde dünyayı şereflendirmiştir.. Medine’ye hicret edinceye kadar burada hayatını sürdürmüş, Nur dağında aldığı kutlu emanet’in ilk heyecanını, annemiz Hz.Hatice’nin kollarında bu evde atmaya çalışmış, Müddessir suresinin “ ey örtüsüne bürünüp yatan!..” ayeti nazil olduğunda bu evin odasında yatıp bürünmüş, hüzün yılında eşini kaybedince bu evin çatısı başına çöker gibi olmuş, hicret edip gideceği gece yeğeni Hz. Ali bu evde O’nun nurlandırdığı yatakta yatmış, islamın nuru bütün dünyaya buradan yayılmaya başlamıştır..  Haremi Şerif’in  Babu’s selam tarafından çıkılınca karşımızda görebileceğimiz bir mesafededir..
10- HUDEYBİYE
Hicretten sonra başta sevgili Peygamberimiz (a.s) olmak üzere Ensar ve Muhacirler Kabe’ye varıp yüz sürmek, Allah’a olan yakınlıklarını bir daha yenilemek için Mekke’ye gitmeyi arzu ettiler. Ancak müşrikler memleketlerinden kovdukları müslümanların Mekke’ye ziyaret için bile olsa girmelerine asla müsaade etmeyerek bu duruma şiddetle karşı çıktılar. Gayeleri Müslümanlara müsaade ederek insanların önünde küçük düşmemekti. 13 Mart 628 tarihinde Medine’den yola çıkan müslümanlar Hudeybiye’ye gelince bir işaret olarak yüce Peygamberimizin (a.s) devesi yere çöktü ve ne yapıldıysa hareket etmedi.
Müşrikler müslümanları Mekke’ye sokmamakta kararlı idiler. Peygamber Efendimiz de (a.s) dönmemekte kararlı idi. Sonunda Hudeybiye Anlaşması olarak bilinen anlaşma imza edildi. Buna göre; 1-Müslümanlarla müşrikler on yıl süreyle savaşmayacaklar, birbirlerine saldırmayacaklardı 2- Müslümanlar bu yıl Kabe'yi ziyaretten vazgeçerek geri dönecekler, ancak gelecek yıl umre yapacaklar, müşriklerin boşaltacağı Mekke'de üç gün kalacaklar ve yanlarında yolcu kılıçlarından başka silah taşımayacaklardı 3- Mekke'den birisi müslüman olarak Medine'ye sığındığı zaman iade edilecek; fakat Medine'den Mekke'ye sığınanlar iade edilmeyecekti 4- Arap kabileleri istedikleri tarafla anlaşma yapmakta serbest olacaklardı. Hudeybiye anlaşmasının bütün şartları görünüşte müslümanların aleyhine idi. Bu nedenle müslümanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.
Yenilgi gibi algılanan bu anlaşma neticesinde Allah Mekke’nin ve Hayber’in fethedileceği müjdesini Fetih suresi ile bildirdi. Anlaşma akabinde yaşanan iki yıl içinde 19 yılda ulaşılan müslüman sayısının iki misline varıldı. Anlaşma gereği müşriklere iade edilen Ebu Cendel ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği hadiseler üzerine iki yıl sonunda müşrikler kendileri gelerek anlaşmanın fesih edilmesini istediler. Bu anlaşma  Uhut’ta, Bedir’de, Hendek’te yok edilmeye çalışılan Medine İslam Devleti’nin müşrikler tarafından ilk defa resmi olarak tanınması manasına da geliyordu ve müslümanlar için aslında büyük bir başarıydı.
Buraya ekstradan yapılacak düşük maliyetli ziyaret esnasında ihrama girilerek yeni bir nafile umre yapılabilir. Burada çiğ olarak içilecek deve sütünün bünyeye zararı tespit edilmemiştir.
11- CİDDE
Ülkenin ana giriş kapısı olan bu şehir, sahil şehri olma özelliği ile klasik bir görüntü arz etse de deniz içindeki camisi, Hz.Havva annemizin kabrinin bulunması, kısas yapılan camii ve çok büyük ticaret merkezlerinin varlığı ile görülmeye değer bir konuma sahiptir.
Günübirlik yapılabilecek düşük maliyetli ekstra bir gezi ile hem hoş bir gün geçirmiş hem de Hz.Havva annemizin kabri başında dua edip onun aziz ruhuna bir fatiha bağışlamış oluruz.
 

Umre'de İhram ve Yasakları

Sair zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışların, belli bir müddet için, şahsın kendisine haram oluşunu kabullenme çerçevesi içerisine girmesidir.
İhram; niyet etmek ve telbiye getirmekle tahakkuk eder. v  Umreye niyet edip peşinden telbiye getirmekle ihrama girilmiş ve ihram yasakları başlamış olur. Bu yasaklardan bir tanesi de erkeklerin vücuda göre dikişle,örerek veya dokuyarak şekillendirilmiş elbise giymeleridir.
RİDA VE İZAR : İşte bu yasağa uymak için, erkeklerin büründükleri “rida” ve “izar” denilen iki parçadan meydana gelen örtü, “ihram” diye meşhur olagelmiş, halk arasında “ihrama girmek” deyince de, bu örtülere bürünmek anlaşılmıştır. Zikredildiği gibi “ ihrama giriş” niyet ve telbiye ile olur. niyet eden ve telbiye getiren her erkek veya kadın, artık ihrama girmiştir. Ve o andan itibaren ihram yasakları başlamıştır. İhram yasakları ve işlenmesi durumunda cezalar hakkında gerekli bilginin, bu ölçüde sınırlı bir sayfada aktarılması mümkün değildir. Ancak biz, bu yasaklardan sıkça karşılaşılan ve birinci derecede dikkat edilmesi gerekenlere birkaç satırla değineceğiz: 

İHRAM YASAKLARI : 
1- Erkeklerin vücuda göre dikişle, örerek veya dokuyarak şekillendirilmiş elbise giymeleri. 
2- Yine erkeklerin başlarını örtmeleri, eldiven,çorap ve topuklu ayakkabı veya topuğunu örtecek ya da kavrayacak şekilde kullanımı olan sandalet türü şeyler giymeleri. 
3- Kadınların yüzlerini, tenlerine değecek şekilde bir şeyle örtmeleri. 
4- Traş olmak, vücuttan tüy koparmak,tırnak kesmek. 
5- Güzel koku sürmek.(güzel kokulu sabun ve deterjanların,kolonyalı mendillerin kullanılması sıkça görülen hatalardandır)
6- Şehevi söz ve davranışlarda bulunmak,cinsi ilişkiye girmek. 
7- Başkaları ile tartışmak,kavga etmek,onları kırmak. 
8- Mekke harem hudutları içinde insan emeği olmadan büyüyen otlar ve ağaçları koparmak... İHRAMLI BİR KİMSENİN; Duş alması,duş sırasında kokusuz sabun kullanması, Yüzük,kol saati,kemer,boyun çantası takması, Kirlendiğinde kokulu madde kullanmadan ihramını yıkaması, Giymiş olduğu ihramı,kirlenme,yırtılma ve benzeri durumlarda başka bir ihramla değiştirmesi, Pişikler ve ayak yarıkları için kokusuz krem kullanması, Başını kapatmadan battaniye, pike örtünmesi, Şemsiye kullanması.. caizdir. Giydiği terlikte dikişin bulunması da ihrama zarar vermeyecektir. Haccın eda şekilleri bahsinde yer yer bu konu ile ilgili değişik açıklamalar vardır.
 
 

Umre Ayet ve Hadisleri

Bizim de varıp bu coşkulu sele kapılacağımız,hayat boyu hatıralarını taşıyacağımız bir ibadet akışı içerisinde duygularımızın tazelenmesi için şu ayet ve hadislere kulak verelim:
AYETLER
“ Bütün insanların Allah’a ibadet etmeleri için yeryüzünde kurulan ilk mabet, alemlere hidayet,rahmet ve sevap kaynağı olan Mekke’deki Kabe’dir.” – Al-i İmran / 96 -
 “ Orada apaçık nice alametler,Makam-ı İbrahim vardır. Oraya giren emniyet içinde olur. Gücü yeten, imkan ve yol bulan insanlar üzerinde, Beytullah’ı haccetmeleri, Allah’a bir kulluk borcudur.Kim bunu inkar eder, bu hakkı, bu farzı tanımazsa Allah’ın ne ona, ne ameline, ne de kainatta bulunan herhangi bir şeye ihtiyacı vardır. O bütün alemlerden müstağnidir.” - Al-i İmran / 97 –
“Ey İbrahim! İnsanları hac yapmaya çağır, dünyanın her tarafından ister yaya olarak ister nakil vasıtalarıyla gelip Rablerinin onlar için tahsis ettiği dünya ve ahiret nimetlerine kavuşsunlar, belirli günlerde ( hac günleri) Allah’a ibadet edip onlara nimet olarak verilen hayvanları kurban ederken Allah’ın adını ansınlar ve hem kendileri yesinler, hem de fakirleri doyursunlar. Böylece maddi ve manevi kirlerini gidersinler. Hac vecibelerini ve verdikleri sözleri yerine getirsinler ve Kabe’yi tavaf etsinler.” – Hac / 27,28,29 -
“ Ey Resulüm! Yüzünü semaya doğru çevirip durarak bir arayış,bekleyiş içinde olduğunu görüyoruz. Seni gönlüne hoş gelecek, arzu edegeldiğin kıbleye döndürüyoruz.Yüzünü artık Mescid-i Haram’a çevir, Beytullah’ı kıble edin!Siz nerede olursanız olun yüzlerinizi ona çevirin.Şüphesiz ehl-i kitab onun Rablerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah,elbette ki onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.” – Bakara /144-
“ Allah için, Haccı da Umreyi de hakkıyla eda edip tamamlayın...” - Bakara/ 196-
“ Hac ayları malum olan ( şevval- zilkade ve zilhicce) aylarıdır. Kim bu aylarda hacca niyet ederek ihramlaşırsa , artık ona söz ve fiiller, günah ve isyan içeren hal ve hareketler ile kavga, dövüş ve düşmanlık yapmak yasaktır. Sizin bütün bunlardan korunarak yapacağınız hayır ve hasenatı Allah takdir ederek sevabını verecektir. Hac süresince kimseye muhtaç olmayacak şekilde maddi yönden hazırlıklı olunuz, ancak hazırlın en hayırlısı Allah’ın rızası doğrultusundaki manevi hazırlıktır. Ey akıl sahipleri, benim emirlerime ters düşmekten sakınınız.” - Bakara / 197-
HADİSLER
Enes b. Mâlik (r.a)'ten rivayete göre şöyle demiştir: "Nebî (s.a.s) dört defa umre yapmıştır. Veda haccı ile birlikte olan dışında diğerleri Zi'lka'de ayında yapılmıştır. Bunlar: Hudeybiye umresi, ertesi yıl yapılan umre, Huneyn ganimetlerinin bölüştürüldüğü zaman Cirâne'den yapılan umre ve Veda haccı sırasında yapılan umre" (Buhârî, Meğâzî, 35; Müslim, Hac, 217, 220; Ebû Dâvud Menâsik, 79; Ahmed b. Hanbel, I, 246, 321, II, 39, III, 134).

Bu dört umre şunlardır:

1) Hudeybiye umresi: Bu, yukarıda da belirttiğimiz gibi niyet edilip ihrama girildiği halde, Mekke müşriklerinin izin vermemesi yüzünden yapılamamış ve Hudeybiye sulh anlaşması gereğince ertesi yıla bırakılmıştır.

2) Umretü'l-kaza: Yukarıda açıkladığımız bu umre hicretin yedinci yılında yapılmıştır. Buna Umretü'l kazıyye ve Umretü's-sulh adları da verilir.

3) Huneyn ganimetlerinin paylaştırılmasından sonra Ci'râne'den gelip yapılan umre.

4) Veda haccı ile birlikte yaptığı umre (İbn Sa'd Tabakât, II,170 vd; Ahmed b. Hanbel, III,134; M.Asım Köksal, İslâm Tarihi, İstanbul 1981, XIV, 329 vd.) (Hamdi DÖNDÜREN)

"Umre, ikinci bir umreye kadar olan günâhlara keffârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise ancak cennettir" (Nesaî, Hac, 3, Zekat, 49, İmân, 1; Dârimî, Menâsik, 7, Salât, 135; Tirmizî, Hac, 6; Ahmed b. Hanbel, I, 387, III,114, 412, IV, 342).

"Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. " (İbn Mâce, Menâsik, 5).

Hadiste şöyle buyurulur: " Hac ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi, körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları yok eder. Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir" (Tirmizî, Hac, 2; Nesâî, Hac, 6; İbn Mâce, Menâsik, 3)
 
 

Umre İçin Gerekli Evraklar

Umre Vizesi İçin;

- Veriliş tarihi 2000 yılı altında olan pasaportlar Suud Konsolosluğu tarafından kabul edilmemektedir.(Pasaport defterinin yenilenmesi gerekir)
- Pasaport (En az 1 Yıl süreli)
- Kimlik fotokopisi (arkalı önlü)
- Eşi ile gidecekler için Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ( Evlilik Cüzdanı Kabul Edilmemektedir. )
- Yalnız giden bayanlar (45 yaş ve üstü) evli ise eşinden gideceği kişi (1. derece yakını ) için muvafakat name, götürecek kişi ise (1. derecek yakını) götürüp getireceğine dair taahhütname, Eğer tek gidecek ise sadece muvafakat name.
- Yalnız giden bayanlar (45 yaş altı) için evli ise eşinden gideceği kişi ( 1.derece yakını, baba, erkek kardeş, amcası...) için muvafakat name, götürenin de götürüp getireceğine dair taahhütname
- Yalnız giden bayanlar ( 45 yaş altı ) için bekar ise babalarından gideceği kişi (1.derece yakını, erkek kardeş, amca,vs..) için muvafakat name, götürenin de götürüp getireceğine dair taahhütname
- 3 Adet vesikalık fotoğraf (Arkası kar beyaz fonlu ve kafa kısmı alın-çene arası 3,5 cm olacak)
- 45 yaş üstü dul bayanlarda kimlik ve pasaportlarındaki "medeni hali" hanesinde Dul yazılı değil ise Nüfus kayıt örneği, birinci derece yakınları (mahremleri) ile gidecek olanların akrabalık belgesi ( Nüfus Kayıt - Örneği )

Önemli Notlar :

Umre vizesinin sahip olunabilmesi için ,pasaport bilgilerinin Suudi Arabistan'a gönderilmesi ve oradan bir onay numarasının alınması gerekmektedir. Bu sebepten dolayı, hareket tarihine 20 gün kalana kadar kayıt işlemi bitirilmesi gerekmektedir. Umreye gitmeyi düşünen sayın yolcularımızın bu konuyu dikkate almalarını rica ederiz. 45 yaşın altındaki bayanlar, yanlarında bir mahrem (birinci derece erkek yakını)bulunmaksızın, Suudi Arabistan'a gitmelerine Suudi makamları tarafından izin verilmemektedir.

Çocukları ile beraber gidecek Aileler için çocukların kayıtlı bulunduğu anne yada baba pasaportunda çocukların fotoğraflarının mühürlü olması,
Bir çocuk(bay-bayan) 18 yaşından küçük ise Anne ve Babası (her ikisi)yanında olmadan umreye gitmesine Suudi makamları tarafından izin verilmemektedir.
Yabancı Pasaportu olup (T.C. vatandaşı olmayan) umreye gitmek isteyenlerin Türkiye'de oturumu olması gerekmektedir

Muvafakatname Örneği ;

01.01.1960 İstanbul doğumlu Ali ve Fatma oğlu-kızı Ahmet DEMİR , eşim Ayşe Demir'in Umre amacı ile Suudi Arabistan'a ( gideceği beyin mutlaka 1.dereceden akraba olması şartı ile, babası-oğlu-amcası-dayısı-kayınpederi vs.) gidip gelmesine muvafakat ve rızam vardır.

Taahhütname Örneği ;

01.01.1960 İstanbul doğumlu Ali ve Fatma oğlu-kızı Ahmet DEMİR , annem-halam-teyzem - yeğenim-kayınvalidem-gelinim vs. Ayşe Demir'i beraberimde Umre amacı ile Suudi Arabistan'a götürüp getireceğimi ve her türlü masraflarını karşılayacağımı beyan ve taahhüt ederim.
Pasaport İşlemleri ;
Pasaport İşlemleri ve Pasaport Alma şartlarını görmek için TIKLAYINIZ...
 
 
MEKKE ZİYARET YERLERİ
 
 
http://www.umre.us/images/stories/mescidi-haram.jpgMescid-i Haram

Yeryüzünde ilk ibadet yeri olan Kabe-i Muazzama'nın etrafında sonradan yapılan caminin adıdır. Çeşitli tarihlerde yenilemek ve genişletmek amacıyla birçok defalar yıktırılıp yeniden yaptırılmıştır.Osmanlılar tarafından yaptırılan üç sıra halindeki kubbelerin sayısı beşyüz olup, bunların altında dörtyüz altmışiki sütun (direk) vardır. Bunlar yıktırılmayıp bütün tazeliği ve canlılığını muhafaza ederek ayakta durmaktadır. Suud yetkililerinin 1973 senesinde tamamlatmış oldukları genişletme çalışmalarıyla Mescid-i Haram, bugünkü haline getirilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa'da kılınan bir namaz bin namaza, Mescid-i Nebi'de kılınan bir namaz onbin namaza, Kabe'de kılınan bir namaz ise, yüz bin namaza bedeldir' buyurarak, Mescid-i Haram'ı meth etmişlerdir.
 
http://www.umre.us/images/stories/mekke_kabe.jpgKabe-i Muazzama

Mekke şehrinde bulunan ve 'Beytullah- Allah'ın evi' diye adlandırılan kutsal binadır. Yeryüzünde kurulan ilk ve en önemli evdir. O'na Allah'ın evi denilmesi, şeref ve kıymetini açıklamak içindir. Yoksa yüce Allah'ın herhangi bir eve veya mekana ihtiyacı olmadığı açıktır. Mekke'de, Mescid-i Haram'ın ortasında bulunan Kabe, dört köşe, küp şeklinde, yaklaşık 12 metre boyunda, 11 metre genişliğinde ve 13 metre yüksekliğinde siyah taşlardan yapılmış bir binadır. Beytullah, dünyada en kıymetli yer, Müslümanların kıblesidir. İlk insan ve ilk Peygamber olan Adem (a.s.), bazı rivayetlere göre, meleklerin de yardımıyla Mekke'de, Beyt-i Ma'mur'un altında Kabe'nin temelini kazdı. Sonra Allah'u Teala, bu temeller üzerine Cennet yakutlarından bir Beyt indirdi. Aslı beyaz yakut olan Hacer-ül Esved de, bu Beyt'le beraber indirildi. Beytullah, Adem (a.s.) ın vefatıyla veya tufandan sonra tekrar göklere kaldırıldı. Ondan bir nişane olarak Hacer-ül Esved yeryüzünde kaldı. Allah'u Teala Hacer-ül Esved'i, tufandan önce Ebu Kubeys dağında sakladı. İbrahim (a.s.) zamanına kadar Kabe'nin yeri belirsiz oldu. Fakat insanlar, yine o bölgede dua ederler, arzularına kavuşurlardı. Allah'u Teala'nın emriyle İbrahim (a.s.) ve oğlu İsmail(a.s.) Kabe'yi Muazzama'yı eski temelleri üzerine bina ettiler. İbrahim (a.s.); 'Ey İsmail' iyi bir taş getir ki, hacılara işaret olsun' buyurdu. Ebu Kubeys dağı bu konuşmalardan haberdar edilip Allah'ın hikmetiyle konuştu. 'Cebrail (a.s.) tufanda bana bir taş emanet etti. Gel onu al' sesini İbrahim ve oğlu İsmail (a.s.) işittiler. Bunun üzerine Hacer-ül Esved'i getirip, Kabe'deki yerine yerleştirdiler. Kabe'nin ilk yapılışı, çeşitli zamanlarda tamiriyle ilgili geniş ve doğru bilgiler elde etmek isteyenler muteber kaynaklara baş vurmalıdırlar. Bizim burada detaya girmemiz mümkün değildir. Yeryüzünün en kıymetli yeri olan Kabe-i Muazzama ya bakmak sevaptır. İlk görüldüğünde yapılan dualar kabul olunur. Müslümanların günde beş vakit buraya yönelerek namaz kılmaları farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ' Bu Beyt, İslam'ın direğidir. Kim bu Beyt'i ziyaret etmek maksadıyla hac ve umre yapmağa çıkarsa, (bu yolda)öldüğü takdirde Allah'u Teala, onu Cennet'ine koymayı, sağ kaldığı takdirde, ganimet ve mükafatla memleketine döndürmeyi taahhüt eder' buyurmuşlardır.
 
http://www.umre.us/images/stories/peygamberimizin-dogdugu-ev.jpgPeygamber Efendimizin Doğduğu Ev

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) Mekke'nin doğusunda (Şuubu Beni Haşim ve Zukak'ul Mevlid caddesinin Leyl çarşısındaki Darud-Tababia) arasındaki evde doğdu. Hacca gidenler bu evi de ziyaret etmektedirler. İçerisinde Efendimizin valideleri Hz. Amine Hatun'un elleriyle salladığı ağaç beşik, olduğu gibi durmaktadır.
 
http://www.umre.us/images/stories/cennetul-mualla.jpgCennet-ül Mualla Mezarlığı

Mekke'deki kabristanın ismidir. Peygamber Efendimiz'in ilk ailesi Hz. Hatice validemiz ve bazı Sahabe-i Kiram bu kabristanda medfundur. Buradaki türbeler ve kabir taşları, Osmanlılar'dan sonra yıkılarak yerle bir edilmiştir. Burasını da ziyaret ederek fatihalar okunmalıdır.Cennet'ül Mualla mezarlığına giderken, solda Mekke tarafındadır. Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz birkaç defa olmaküzere cinlerle burada görüşüp, namaz kıldırmışlardır.
 
http://www.umre.us/images/stories/hira-dagi.jpgHira Dağı

Mekke-i Mükerreme ile Mina arasında bulunan bir dağdır. Hira dağı ilk vahyin geldiği yer olup, Mekke'ye 9 km. mesafededir. Etrafı dik dağlarla çevrilidir. Çıkmak ve inmek son derece güç, sert taştan, topraksız bir dağdır. Mekke'yi bu dağdan en ince teferruatına kadar seyretmek mümkündür. İlk vahyin geldiği mağara halen durmaktadır.Arafat Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda 25 km. uzaklıkta bulunan ovanın adıdır. Kurban bayramından bir gün önce (Zilhicce'nin 9. günü)haccın farzlarından olan VAKFE bu ovada ve 70 metre yükseklikte olan, 'Rahmet dağı' manasına gelen (Cebel-i Rahme) civarında yapılır.Arafat ovasının en yüksek tepesi olan CEBEL-İ RAHME'de Hz.Adem ile Hz. Havva validemiz, Cennet'ten sonraki uzun ayrılığın akabinde bu tepede buluşmuş, affı için bu tepenin üzerinde Allah'a yalvararak duaları kabul edilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Veda Hutbesini, koyu yeşil taş yığınlarının meydana gelen bu Cebel-i Rahme tepesinde irad etmiştir.
 
http://www.umre.us/images/stories/sevr_dagi.jpgSevr Dağı

Kabe'nin güney cietinde bulunan, Peygamber Efendimizle Hz. Ebu Bekr'in Mekke'den Medine'ye hicretleri esnasında gizlendikleri mağaranın bulunduğu dağdır.Mekke'ye 5 km. uzaklıkta olan bu dağın tepesinde, girilmesi gayet dar bir mağara vardır. Peygamberimizle, Hz. Ebu Bekr bu yerde üç gün ikamet etmişlerdir.
 
http://www.umre.us/images/stories/arafat-dagi.jpgArafat

Arafat Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda 25 km. uzaklıkta bulunan ovanın adıdır. Kurban bayramından bir gün önce (Zilhicce'nin 9. günü)haccın farzlarından olan VAKFE bu ovada ve 70 metre yükseklikteolan, 'Rahmet dağı' manasına gelen (Cebel-i Rahme) civarında yapılır.Arafat ovasının en yüksek tepesi olan CEBEL-İ RAHME'de Hz.Adem ile Hz. Havva validemiz, Cennet'ten sonraki uzun ayrılığın akabinde bu tepede buluşmuş, affı için bu tepenin üzerinde Allah'a yalvararak duaları kabul edilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Veda Hutbesini, koyu yeşil taş yığınlarının meydana gelen bu Cebel-i Rahme tepesinde irad etmiştir.
 
http://www.umre.us/images/stories/muzdelife.jpgMüzdelife

Arafat ile Mina arasında bulunan, Arafat'tan 7 km. uzaklıkta olan bir bölgenin adıdır. Arefe günü (9 Zilhicce) güneş battıktan sonra Arafat'tan buraya gelinir. Akşam-yatsı namazı burada cem edilerek kılınır. Gece burada geçirilerek sabah namazından sonra Mina bölgesine gidilir. Müzdelife'de bir müddet durmak (VAKFE) vaciptir.Mina'da şeytana atılacak olan (nohuttan büyük, fındıktan küçük) 70 er taşcık buradan toplanır.
 
http://www.umre.us/images/stories/mina.jpgMina

Mekke'nin doğusundaki dağların eteğinden Arafat'a giden yol üzerinde bulunan bir yerin adıdır.Hac ibadeti esnasında kurban kesilen ve cemre (şeytan) taşlamak için gidilen yerdir. Harem sınırları içinde olup Müzdelife ile Mekkearasındadır. Mekke'den 7 km. uzaklıktadır. Akabe biatlari de cemre-i Akabe'nin yakınında bir mahalde yapılmıştır.
 
http://www.umre.us/images/stories/mescidi-cin.jpgMescid-i Cin
Cin Mescidi, Cin Sûresi’nin indiği yerde inşa edilmiş olan mescittir